Nitelikli

BEBEKLE DIŞARI ÇIKMA SANATI

İşte her yeni annenin kabusu bir konuyla yeniden birlikteyiz "Bebekle dışarı çıkmak". 
Yenidoğan dönemi bebekli yaşamın abc’sinin öğrenildiği ve bence en zor dönemlerden biri. Pek çok konu başlığından anneleri en zorlayanı olan bebekle dışarı çıkmak aslında birkaç küçük tüyoyla kabus olmaktan çıkıp keyfe dönüşebilir. Tabii bunları yedi ay sonra rahatlıkla yazabiliyorum ama ilk deneyimlerim benim için de stres doluydu. Şimdi geriye dönüp baktığımda kendi hazırsızlıklarımdan ders çıkararak sizlerle tecrübelerimi paylaşayım. 
1) ARAÇ KULLANIMI 
Öncelikle gideceğiniz yere nasıl ulaşacağınız önemli. Bu başlık altında ki araçların bebek gelmeden önce kurulumunu yapmanızı öneriyorum. Çünkü bebekle dışarı çıkmanın en büyük zorluğu beraberinizdeki eşyaları nasıl kullanacağınızı bilememekten kaynaklanıyor. Kucağınızda bir bebek varken bunları tecrübe etmek kabusa 1.sınıf bir davetiye zaten. O yüzden bol bol pratik yapmak hayat kurtarıcı oluyor. 
Eğer arabanız varsa bebeğinizin güvenliği için mutlaka bir oto koltuğu edinmeniz önemli. Yurtdışında araç koltuğu olmadan bebeklerin hastaneden çıkmasına izin verilmiyor. 
Aslında aracınız yoksa ve taksi kullanıyorsanız bile kemerle koltuğa sabitlenen oto/taşıma koltuklarından edinmenizi tavsiye ederim. Çünkü araç kazalarında kucağınızdaki bebeği tutmanız mümkün değil. Öyle çok büyük kazalar düşünmeyin arkadan tamponunuza bile çarpsalar çok kolaylıkla bebeğiniz savrulacaktır. Özellikle kafa kemikleri kapanmadığından bizim için önemsiz darbeler onlar için geriye dönüşümü olmayan hasarlar bırakabilir. 
TAŞIMA KOLTUĞU

Ve arabalarla ilgili önemli konulardan biri de güneş. Gözüne güneş gelen her bebek ağlar. Zaten hassas olduklarından korumamız gerekiyor ama araba camlarınıza güneş koruyucu mutlaka alın. Yoksa yolculuğunuz bir kabusa dönebilir.
Diyelim ki yakında yürüme mesafesinde bir yere gideceksiniz. O zaman şiddetle kanguru kullanmanızı öneriyorum. Artık yenidoğan döneminde de kullanılabilen kanguru modelleri var. Ben Boba 4G (https://www.tuniko.com/boba-4g-bebek-tasiyici-tweet) modelini almıştım. Hayat kurtarıcı diyebilirim. O kadar memnun kaldım ki sling gibi farklı tecrübelerim olmadı. Siz yine de sling modellerine de bir bakın derim. Her ikisinde de bebeği 2 dakikada içine koyup kapıya çıkabiliyorsunuz. Sağlık ocağına giderken ya da bakkala ya da bir nefes almak istediğinizde inanılmaz pratik. En güzel tarafı özellikle yenidoğan döneminde bebek göğsünüzde ve sizin yürüyüşünüzle hafif hafif sallandığından beş bilemediniz on dakika sonra uyuyor. O yüzden uyumayan bebekle evde cebelleşmeye uğraşmayın takın bebeğinizi çıkan dışarı. Hem siz rahatlayın hem bebeğiniz 😊
Puset kullanımı Türkiye koşullarında sadece Avm’lerde olabilir kanaatindeyim. Nehir bir buçuk aylıktı. Hadi bugünde pusetle çıkayım dedim ve sonuç 15 dakika sonra eve geri dönmüştük. Araba park etmemiş ya da pusetle geçebileceğiniz genişlikte kaldırım bulsanız dahi kaldırım taşları o kadar kötü ki çocuk beyin travması geçirecek diye korktum. Bir de bitişlerde ki engelli rampaları saçma sapan. Allah engelli vatandaşlarımıza kolaylık ve sabır versin. 
2) BEBEK ÇANTASI 
Bir türlü tatmin olunamayan başlıklardan biri de bu. Bebek çantasına neler koymalı? Bence bu da gideceğiniz mesafeye, kalacağınız süreye göre değişen bir şey. 
Mesela sağlık ocağına gideceğim ya da şöyle yarım saat bir saat kanguru ile gezeceğim zaman kol çantamı alıyordum. İçine bebek için bir ıslak mendil, bir ağız bezi yeterli oluyordu. Ama bir iki saat ya da daha uzun kalacağınız bir yere gidiyorsanız o zaman daha kapsamlı bir çanta yapmak lazım. 
Öncelikle çantanın kendisinden başlayalım. Sırt çantası mı yoksa kola asılanlardan mı derseniz kesinlikle sırt çantası derim. Zaten şu standart bebek çantalarını neden kol çantası olarak yapıyorlar anlamıyorum. Dünyanın en kullanışsız şeyi. Bebeği mi tutacaksınız yoksa çantayı mı? Zaten içini doldurunca ağır oluyor bir de sürekli kolunuzdan kayar. Eziyetten başka bir şey değil. Gayet fiyatlı Lassig marka bir çanta kullanıp çözümü 60 TL’ye aldığım evdeki standart bir spor sırt çantasında bulmuş biri olarak söylüyorum “Paranıza yazık”. 
Bizim çantamızda her zaman olanlar şöyle: minimum 3 adet bez, 1 adet ıslak mendil, kirli bez koymak için poşet, ağız bezi en az 2 adet. En az bir takım kıyafet( 1 adet eşofman altı, 1 adet sweatshirt, 1 adet mevsime göre kollu ya da kolsuz zıbın, 1 adet çorap), 1 adet tulum, kışın 1 adet hırka, bere koyuyorum. 1 adet müslinden örtü, 1 adet alt açma örtüsü, 1 adet emzirme önlüğü olmazsa olmaz. Bebeğin sağlık karnesini hep çantada taşıyorum. Geri kalan ise benim eşyalarım cüzdanım, güneş gözlüğüm, telefon ve anahtarım. Bebek büyüdükçe buna bir iki küçük oyuncak, diş kaşıyıcı ve beslenme termosu eklendi. Nehir emzik almadığı için bizim çantamızda yer almıyor ama bebeğiniz emzik kullanıyorsa en az iki tane çantada bulundurmakta fayda var. Ve hepsi için aşağıda ki çanta bana yeterli oluyor. 

3) ANNE KIYAFETİ 
Bence en az yukarıda yazdıklarım kadar önemli olan bir konu da annenin hazırlığı. Çünkü siz ne kadar rahat ve pratik olursanız o zaman bebekle dışarı çıkmak eziyet olmaktan çıkıp keyfe dönüşüyor. O yüzden içinde rahat olacağınız kıyafetler giyin. Mesela ben çok kalın kıyafetler giymiyorum. Çocukla sürekli hareket halinde olduğumdan çok çabuk terliyorum. Soğuk havalarda kat kat giyinmeyi tercih ediyorum. Bir gömlek üzerine bir hırka gibi. 
Eğer emziriyorsanız iç çamaşırı önem kazanıyor. Emzirme sütyeni mi kullanacaksınız yoksa emzirme atleti mi? Göğsünüzü üstten mi açıyorsunuz yoksa alttan mı? Komik detaylar gibi görünebilir ama esas bunlar dışarıda başınızı belaya sokuyor. Kendi tecrübesizliğimle gayet pahalı ve güzel bir emzirme sütyeni alıp bebekle ilk dışarı çıktığımızda rezil olmuş biri olarak tavsiyem kullanmayı düşündüğünüz kıyafetlerle evde prova yapmanız. O zaman kendiniz için en uygununu bulursunuz. Ben emzirme atletleriyle çok rahat ettim. Tişörtte giysem, kazak ya da triko da kıyafetimi alttan açmak bana daha pratik geliyor. Genelde gömlek giyiyorum ki bence daha derli toplu oluyor. Bebek ağladığında hızlı davranmak istiyorsunuz. Çünkü etrafta ki tüm gözlerin sizin üzerinize doğrulduğunu düşünüyorsunuz. İşte burası önemli. TÜM BEBEKLER AĞLAR! Sakin kalmaya çalışın. Evde olduğunuz gibi davranın. Siz bebeğinizi bilerek ağlatmıyorsunuz ve kimsenin gelip size bir şey söyleyeceği yok. Hani olmaz ya söyleyen olursa da “bugün biraz huysuz günümüzdeyiz” diyip geçiştirin. 
4) ZAMANLAMA 
O da ne dediğinizi duyar gibiyim 😊 Şöyle açıklayayım. Diyelim arabanızla bir yere gideceksiniz. Yol durumuna bakmadan çıkmayın. Trafiğin yoğun olduğu sabah saatlerini ya da akşam saatlerini seçerseniz üzülüp yıpranmamanız mümkün değil. Ben sabah 10’dan önce akşam 5-6 gibi trafiğe çıkmıyorum. Doktor randevularımı, arkadaşlarımla buluşmalarımı, dönüş saatlerimi de buna göre ayarlıyorum. 
Yine arabanızla bir yere gidiyorsanız bebeğiniz uyandıktan hemen sonra çıkın evden. Çocuğunuzun uyku saatlerine göre program yapın. Nehir’le dışarı çıkacağımızda uyanır uyanmaz onu giydirip arabaya biniyorum. Uykusunu aldığı için sakin oluyor. Dışarı bakmak ilgisini çekiyor. Tabii burada gidilecek mesafe de önemli. Bir saatten uzak mesafeye tek başıma gitmiyorum. Her ne kadar uykusunu almış olsa da bir saatten sonra huysuzlanmaya başlıyor. Yani bebeğinize rağmen değil bebeğinizle hareket edin. Onun ihtiyaçlarını göz önüne alıp saygı duyun. 
Tabii burada bazı kişisel yaklaşımlar devreye giriyor. Bazı anneler “Biz bebeğe değil bebek bize ayak uyduracak” mottosunu benimsiyor. Ben daha çok çocuğu anlayıp ihtiyaçları doğrultusunda orta yolu bulma taraftarıyım. İhtiyaçları göz ardı edilen bebeklerin agresifleşip daha çok sorun yaşattığını gözlemledim. 

Ve son olarak korkularınızı ve endişelerinizi bir kenara bırakıp bol bol dışarı çıkın 😊 Çünkü anne olmak bunu gerektirir. Bebeğiniz için kazanamayacağınız bir savaş yok, unutmayın 😊

Yorumlar

Popüler Yayınlar