Ana içeriğe atla

Nitelikli

BEBEKLE DIŞARI ÇIKMA SANATI

İşte her yeni annenin kabusu bir konuyla yeniden birlikteyiz "Bebekle dışarı çıkmak".  Yenidoğan dönemi bebekli yaşamın abc’sinin öğrenildiği ve bence en zor dönemlerden biri. Pek çok konu başlığından anneleri en zorlayanı olan bebekle dışarı çıkmak aslında birkaç küçük tüyoyla kabus olmaktan çıkıp keyfe dönüşebilir. Tabii bunları yedi ay sonra rahatlıkla yazabiliyorum ama ilk deneyimlerim benim için de stres doluydu. Şimdi geriye dönüp baktığımda kendi hazırsızlıklarımdan ders çıkararak sizlerle tecrübelerimi paylaşayım.  1) ARAÇ KULLANIMI  Öncelikle gideceğiniz yere nasıl ulaşacağınız önemli. Bu başlık altında ki araçların bebek gelmeden önce kurulumunu yapmanızı öneriyorum. Çünkü bebekle dışarı çıkmanın en büyük zorluğu beraberinizdeki eşyaları nasıl kullanacağınızı bilememekten kaynaklanıyor. Kucağınızda bir bebek varken bunları tecrübe etmek kabusa 1.sınıf bir davetiye zaten. O yüzden bol bol pratik yapmak hayat kurtarıcı oluyor.  Eğer arabanız varsa ...

BU DA GEÇER AĞLAMA

Zor geçen bir günün ardından nihayet bebeğimi uyutmayı başardım. Biraz kafamı boşaltmak ve gün içinde yaşadıklarımı paylaşmak için bu satırları yazıyorum. Bebekle zor geçen bir günün ardından bana kalanlar neler? Sizin payınıza ne düşecek bakalım😄

Unutmak yaratıcının biz insanlara bağışladığı en büyük lütuf herhalde. Yoksa kimse ikinci çocuğu yapmazdı bence😄 Bu bloğu yazmamdaki sebeplerden biri de bu. Zaman o kadar hızlı geçiyor ki ben nelerden geçtim, nasıl bugünlere geldiğimi kendime hatırlatmak.

İlk başlarda kendimi o kadar bakımsız ve çirkin hissediyordum ki(herhalde loğusa kafası) motivasyon için cilt bakım ürünlerine ve makyaja sarmıştım. Hayatımın hiçbir döneminde bu kadar düzenli cilt bakım ürünlerini kullanmadım diyebilirim. Tecrübelerime güvenerek söylüyorum ki hiçbir ürün günlerce uykusuz kalmış bir annenin gözaltı morluklarını geçirmeye yaramıyor. O zaman da gözaltı kapatıcıları ile yakın temasa geçtim. Oradan da istediğim verimi aldığı söyleyemem. Baktım bu iş makyaj vlogu yapmaya doğru gidiyor piyasada ki tüm ürünleri kötülememek için kendimi bu bloga verdim😄 İnsanlara daha umut dolu şeyler söyleyeyim bari.

Bütün gün ağlayan , hem kendi üstüne hem de benimkine defalarca kusan, deli gibi uykusu olup beş saat boyunca uyumayan, hiçbir şeyle oyalanmayıp sürekli huysuzlanan bir bebek karşısında bildiğim bütün teknikleri uyguladığım bir sınavdan geçtim. Ha çok şükür hasta değildi ki defalarca acaba ateşi mi  var diye kontrol ettim.

Dayanamadığım şeylerin başında kusma geliyor. Kimse bana “Analara yavrusunun kusmuğu mis gibi kokar” demesin. Hiç de öyle değil valla. Çok fena kokuyor. Ve gün içinde tam olarak 4 kez üstümü komple değiştirince artık  çıldırma noktasına geldim. Ayy ne olacak çocukcağız sadece 4 kez kusmuş deme arada şu iyice kirlensin de öyle değiştireyim diye müdahale etmediğim pek çok kusmuk vakası daha var. Sevmiyorum arkadaş. Koltuklara (üzerlerinde örtü var), yerlere (halıları kaldırdım ki kolay temizlensin), üstüme kusmasını sevmiyorum. Peki ben ne yaptım? Her kustuğunda “Olabilir bi tanem. Bebekler bazen senin gibi kusarlar. Hadi ağzını silelim. Hadi gel üstümüzü değiştirelim” diyerek o ağlayıp huysuzlanmaya devam ederken kendimi sakin tutmaya çalıştım. Ama sonuncusunda kayış koptu. Kendim banyo yapamadığım için onu yıkadım. Tabii ki o da kanlı oldu. Çünkü bugün her şeyde olduğu gibi onda da çığlık kıyamet ortalığı birbirine kattık. Artık ne diyeyim. “Ağla yavrum ciğerlerin açılır” dedim. Kendimle gurur duymuyorum ama bazen sürekli çocuğu memnun etmeye çalışmak da saçma geliyor. O da bir insan adayı. Mutsuz olduğunda, huysuz olduğunda duygularını ifade etmeli. En fazla iki dakika dayanabildiğim için tekrar kucak, tekrar sakinleştirmeye çalışma, tekrar kusma, bir takım şaklabanlıklar, şarkılar, oyunlar derken beş saat sonunda kollarımda bayıldı. Ben de onunla beraber bayıldım. Kucak kucağa uyuduk koltukta. Sanmayın ki gece uykusuna geçti. Bütün bunlar  gündüz saat 11:00-16:00 arasında yaşananlar.

“Sen de ne biçim anasın çocuk o kadar kusuyorsa vardır bir sebebi” demeyin. Ben biliyorum sebebini de ondan çocuğu kapıp doktora koşmuyorum. Yine bir büyüme atağının içindeyiz. Sürekli emmek istiyor. Gördüğü her şeyi ağzına sokuyor. Deliler gibi elleri ağzında. Çıkaramıyorum. Öyle olunca da kendini kusturuyor. Zaten emzikte almıyor. Yine bugün bir ümit madem bu kadar emmek istiyor belki emziği alır diye denedim ama yok benim kızım emzik sevmiyor. Parmaklar daha güzel geliyor demek ki. Kendi parmağını ağzından çıkarsam benimkileri kapıyor😊

Bugünü de böyle atlattım. Bu da burada dursun. En kötü günümüz böyle olsun. Bu bebek işinde zaten hiçbir gün kolay değil. Ya süt savaşları veriyorsun, ya kolikle uğraşıyorsun. Kırkı çıktı rahatlayacağım derken  büyüme atakları başlıyor. Arada aşılardan sebep krizler derken dişler kendini gösteriyor. Uyku konusunun üzerine başlı başına bir tez yazılır. Sıradakini heyecanla bekliyorum😊

Yorumlar

Popüler Yayınlar